ABD Ordusu Uzun Menzilli Silahlarla Askeri Gücünü Artırıyor

ABD Ordusu, Çin'le olan ilişkilerde uzun menzilli silahlar kullanarak askeri gücünü artırmaya devam ediyor. Filipinler’den Japonya’ya kadar olan bölgelerde gelişmiş tatbikatlar gerçekleştiriliyor.

Uzun Menzilli Silahlarla Eğitim Artışı

ABD Ordusu, Filipinler'in Balabac bölgesinden Japonya'nın Hokkaido’suna kadar olan bölgelerde, yeni uzun menzilli silahlarla eğitimlerini yoğunlaştırmaya başladı. Son beş yıl içinde, müttefiklerle gerçekleştirilen tatbikatlar, daha büyük ve karmaşık hale geldi.

Soğuk Savaş dönemi sınırlamalarından kurtulan ABD Ordusu, mevcut füzelerini ve roket topçuluğunu modernize etmekle kalmayıp, yeni ve daha uzun menzilli sistemler geliştirmeye de yöneldi. Bu yatırımlar, Çin’in balistik füzelerinin sayısının ve karmaşıklığının artmasıyla, olası bir çatışmada ABD güçlerinin Batı Pasifik’e erişimini kısıtlama kaygısıyla doğrudan bağlantılı. ABD'nin Filipinler ve Japonya ile gerçekleştirdiği bu eğitimler, Çin’in askeri kabiliyetlerine yönelik ortak endişeleri yansıtıyor.

Çin'in askeri gücüne karşı hazırlık olarak, ilk ada zincirinde uzun menzilli ateş gücüne odaklanma çabaları, önceki tatbikatların çok ötesinde, ilk defa gerçekleştirilen alıştırmaları içeriyor. Özellikle Yüksek Hareketli Topçu Roket Sistemi (HIMARS) gibi sistemler, kara saldırısı ve deniz vurma görevlerini gerçekleştirebiliyor ve gelişmiş güdümlü roketlerle birkaç düzine mil veya yüzlerce mil menzil sunuyor.

HIMARS ve Typhon'un Bölgedeki Rolü

HIMARS’ın Japonya’daki ilk kullanımı 2021 yılında Hokkaido'da, 2022 yılında ise Okinawa'nın kuzeydoğusundaki bir adada gerçekleştirilen tatbikatta gerçekleşti. O zamandan bu yana, HIMARS’ın Japonya ile yapılan ABD tatbikatlarında sıkça yer almaya başladığı görüldü. 2023 yılında düzenlenen Keen Sword tatbikatında, HIMARS sisteminin bulunduğu bir Japon adası, Tayvan’a yalnızca 150 mil mesafede yer alıyordu.

Filipinlerde ise HIMARS, yıllar içinde yeni roller üstlenerek sahil hedeflerine karşı görevler aldı. 2024 ve 2025 yıllarındaki tatbikatlarda HIMARS, Palawan gibi stratejik bölgelere yerleştirildi. Bu tatbikatlarda, kara, deniz ve hava taşıma yöntemleriyle HIMARS sisteminin ülke içinde hareket kabiliyeti gösterildi.

Uygulanan eğitimler ve tatbikatlar, müttefik ülkelerin ortak askeri kabiliyetlerini artırmakta etkili oluyor. ABD Ordusu Pasifik Komutanı Tümgeneral Ronald Clark, bu durumun rakiplere önemli mesajlar ilettiğini vurguladı. Yapılan tatbikatlar sayesinde müttefik ülkelerle entegrasyonun arttığını belirten Clark, operasyonel manevra ve taktiksel etkilerin stratejik sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Typhon Füzesi ve Etkileri

ABD Ordusu, son yıllarda Mid-Range Capability olarak adlandırılan yeni bir kara tabanlı füze sistemi olan Typhon'u, ilk ada zincirindeki eğitim programlarına dahil etti. Typhon, hava ve deniz hedeflerine birkaç yüz mil uzaktan füze atabilen SM-6 roketleri fırlatabiliyor ve kara hedeflerine yönelik Tomahawk füzeleriyle 1000 mil menzil sağlayabiliyor. Bu özellikleriyle Typhon, Filipinler ve Japonya üzerinden Çin ve Rusya'nın önemli bölgelerine ulaşabiliyor.

Typhon’un Filipinler'deki ilk yurtdışı konuşlanması 2024 yılında gerçekleşti ve bu sistem, o günden bu yana bölgede sürekli olarak görev yapıyor. 2025 Eylül ayında, Typhon’un Japonya’da deneme atışı gerçekleştirildi. Ancak, birçok kaynak, bu konuşlanmanın kalıcı olmadığını ancak resmi bir son tarihinin de belirlenmediğini aktarıyor.

Müttefiklik ilişkilerinin güçlendirilmesi ve askeri iş birliğinin artırılması amacıyla Typhon’un Filipinler’de bulunmasının, eğitim faaliyetlerine katkı sağladığı ifade ediliyor. Harekât etkinliği ve bağlantı sağlama konularında önemli veriler toplayarak, kaynakların korunmasının önemi ortaya çıkıyor.

Çin’in Tepkileri ve Stratejik Zorluklar

Çin, ABD'nin yapmış olduğu tatbikatları sıkı bir şekilde izliyor ve bu tür faaliyetleri provokatif ve istikrarsızlaştırıcı olarak nitelendiriyor. Pekin, özellikle Typhon’un Filipinler'deki konuşlanmalarına dair sert eleştirilerde bulunuyor. Ancak, birçok uzman, Çin’in bölgedeki Amerikan askeri varlığının, özellikle de insan gücü ve lojistik zorluklar açısından dezavantajlı olduğunu belirtiyor.

Lojistik zorluklar, özellikle küçük adalara ulaşım ve ikmal konularında önemli engeller oluşturuyor. Uygulanan askeri tatbikatlar, bu zorlukları ortaya koyarken, ABD Ordusu'nun daha maliyet etkin ve görünürlük oranı düşük silah sistemleri kullanma gerekliliğini vurguluyor.

Harrington, “Bu, ortak kuvvetler için seçenekleri en üst düzeye çıkartırken, askerlerimizin korunmasını artırıyor.” diyerek, ABD Ordusu'nun stratejik yaklaşımının nasıl şekillendiğine dair ipuçları veriyor.

İLGİLİ HABERLER